hoyrat bir 'efendi'
kendi sonunu getirmiş kelimelerarkadaş temkinli bir kaç hüzünleayrılıyor bu varoş sokaklardankonduramadığım sebeple sözlerihoyrat bir ‘efendi’ yaklaştırıyor yamacınaayrılık gönülde uzun süreler alıyorağlıyor dengim münferit yalanlarla sankiuğruna söylenmiş, deliksiz bir uykuya muhtaç,sanki, sanki edeplerden edep beğenmiş, beşer duygularımmış gibi,ağlıyor karanfilim, eskittiğim satırlarda
galatta bulunmasın diye satırları silmeninne denli ahmakça olduğunu anlar oldum, hoyrat bir ‘efendi’dedemek 'efendi'liği saklamamak husus!husus buysa, unutun beni güzeller güzelim,başka civanlar arayın kendinize, mümkünseedep bilsin, edep!yaraşır olsun sizlere, benim gibi üzmesin sizitoz kondurmasın çehrenize öyleceyüceltsin, büyütsün; olduğunuzdan harikulade çizer olsun sizi!öyle çizsin ki, unutsun sizi, benliğiniziaslen ne kadar aşağılık, içten pazarlıklı olduğunuzune kadar niyetsiz, nispetkâr bulunduğunuzu unutsununutsun, unutsun ki;geceler boyu yazsın, durmasın; son sözlerden bir söz beğensinmeziyet edinsin aşkı gününe, dakikası dahi geçmesin sizsizşahsiyetini unutsun, benliğini; kişiliği yosun tutar olsun yaşlarındanmümkünse sarp olsun her şeye rağmen,yine de unutmasın gülüşünüzü, bilsin sayesinde elalemrezil olmaktan utanmasın, o kadar, o kadar gözünü karartsın kikapınızda saatleri yoklasın, ağlamadığı bir güngüldüğü bir bedir dahi olmasın.bunlar olsun işte, bunlar, hak etsin bir kere onca şeye rağmen aşağılanmayı.anladınız mı beni? anladınız mı?